Alzheimer
hastalarında hukuksal
sorunlar
Alzheimer
hastalığı ilk başladığı zamanlarda hasta kendisi ile
ilgili önemli kararları vermede zorluk yaşamayabilir.
Ancak
hastalık ilerledikçe zihinsel işlevler ilerleyen yaşla
birlikte hızla ve büyük ölçüde azalır. Mali durum, sağlık
ve genel yaşam refahı gibi konular sorun olmaya başlar. Kişi,
kendi kararlarını doğru
veremiyordur.
Böyle bir durum oluşmaya başladığı zaman hasta veya yakınları
tarafından talep edilmesi halinde bir vasi belirlenmesi uygun olur.
Hasta yakınları adliyelerde özel yetkili sulh hukuk mahkemelerine
dilekçe vererek başvuru yapabilirler. Hasta yakınları belirlenen
tarihteki davayı kendileri takip edebilirler. Ama kendileri değişik
nedenlerden dolayı davanın gidişatını izleyemeyecek
durumdaysalar bir avukattan yardım alabilirler.
Konumuz içerindeki
anlamıyla karar verici veya vasi, akılca zayıf birinin
malını mülkünü yönetmeye yetkili olan sahıstır.
Ailesinin isteğiyle
vasi atanması halinde öncelikle Alzheimer olduğu düşünülen
kişinin akli melekelerinin yerinde olup olmadığının
belirlenmesi gereklidir. Alzheimer hastalığı akıl zayıflığı
olarak kabul edilmektedir.
Kanun koyucu akıl zayıflığı olan
bir sahsın kısıtlanmasını iki nedenden dolayı ister
1. Kişi kendi işlerini yerine
getiremiyor ve doğru düşünemiyordur.
2. Kişinin sürekli olarak bakıma
gereksinmesi vardır.
Ancak önceden
hastaneden bu durumu belgeler bir rapor alınmışsa mahkeme
bunu yeterli görebilir. Şüpheli durumlar ya da farklı
gerekçelerle mahkeme buna itibar etmezse belirlediği tam
teşekküllü bir hasteneye gönderebilir. Hastaneden alınacak
heyet raporuna göre kararını verir.
İlgililerin
başvurusu üzerine yargılamayı gerçekleştirecek olan sulh hukuk
mahkemesi vasi tayini için gerçekleştirdiği yargılama
sürecinde, şahsın gerçekten akıl hastalığı ve akıl
zayıflığının bulunup bulunmadığı konusunda resmi makamlardan
sağlık kurulu raporu alınmasını istemektedir. Tek hekim
tarafından düzenlenen raporu Yargıtay yeterli görmemekte,
mutlaka alanında uzman hekimlerden oluşan bir sağlık kurulu veya
Adli Tıp Kurumu’nun ilgili ihtisas dairesinden alınmış bir
heyet raporuna göre karar verilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Vasi
atanması
Zihinsel
işlevlerini kaybetmeden önce, ilgili kişi kalıcı bir
vekaletname olarak bilinen yasal bir belge aracılığıyla
kendisinin uygun gördüğü bir karar vericiyi de atayabilir.
Vasi
olrak belirlenen veya atanan kişi, sağlık, yiyecek, barınma ve
güvenlik dahil olmak üzere kişisel bakım kararlarının yanı
sıra, maliye ve mal yönetimi hakkında karar verme yetkisine sahip
olacaktır.
Vasi
atanması, bireyin ihtiyaç duyduğu temel hizmetleri ve
korumayı sağlayan tek araçtır. Kişinin ihtiyaçları, diğer
düzenlemeler yoluyla yeterince karşılanıyorsa, böyle bir aracıya
gerek yoktur.
Vasi
genellikle birinci derecede aile yakınlarından seçilmesi
daha iyidir.
Vasi olarak atanacak
kişinin ilk olarak on sekiz yaşından büyük olmalı ve bu görevi
istemesi gereklidir. Kendisinin bu işe ayıracak zamanı bulunmalı
ve fiziksel bir rahatsızlığı bulunmaması ve konu hakkında
yeterli bilgi sahibi olmalıdır.
Vasi tayin edildiği
kişinin mali hesaplarını düzenli olarak tutması ve gerektiği
zaman bunları ibraz etmesi gereklidir.
Akıl zayıflığı
nedeniyle kısıtlama
Akıl
hastalığı ve akıl zayıflığı Türk Medeni Kanunu’nda bir
kısıtlanma sebebi olarak sayılmaktadır. Buradaki amaç bazen
kısıtlanacak kişiyi ve bazen de kısıtlanacak kişinin
etrafındakileri korumaktadır.
Türk
Medeni Kanununun 405. maddesine göre; "Akıl hastalığı
vea akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması
ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da
başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan kişiler için vasi
tayin edilir. Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı
gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar,
noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına
bildirmek zorundadırlar.”
Madde 409/2
: Akıl hastalığı veya akıl
zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu
raporu üzerine karar verilir.
Madde 403- Vasinin
Görevi: Madde metninde de belirtildiği
üzere mahkemenin sağlık kurulu raporu alması kanuni
zorunluluktur. Ancak mahkeme sağlık kurulu raporu aldıktan sonra
dilerse kısıtlanması talep edilen kişiyi kendisi de mahkeme
huzurunda dinleyebilir. Burada mahkemenin kısıtlanacak kişiyi
dinlerken kurul raporunu da göz önünde tutması gerekmektedir
Vasi, vesayet
altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve
malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî
işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür.
Vasi
kısıtlıyı korumak, kişisel işlerinde ona yardım etmekle
yükümlü kılınmıştır. Gerekli görülürse vesayet makamı
olan sulh hukuk mahkemesi’nin de onayıyla kısıtlananın bakımı
için bir kuruma yerleştirilmesi de mümkündür. Kendisine veya
çevreye zararı olacak şekilde akıl hastalığı bulunan
kısıtlının ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde
alıkonulmasına da karar verilebilir.
Eğer
kısıtlı kişinin malları satılmak zorundaysa vasi, sulh hukuk
mahkemesi'nin talimatı bulunmadığı müddetçe malları satamaz.
Ancak gerektiği durumlarda sulh hukuk mahkemesi kısıtlı kişinin
menfaati doğrultusunda mallarının satışına karar verebilir.
Satış, taşınır ya da taşınmaz fark etmeksizin tüm mallarda
açık artırma ile yapılır. Burada dikkat edilmesi gereken tek
detay; taşınır malların değeri düşükse hakimin kararı ile bu
mallar pazarlık yoluyla da satılma imkanın olduğudur.
Vasinin
hiçbir şekilde yapamayacağı işlemler de bulunuyor. Örneğin;
vasi mahkeme kararı da olsa kısıtlı adına önemli bağışlarda
bulunamıyor, kefil olamıyor ve vakıf kuramıyor. Bu işlemler hem
kısıtlı hem vasi için hiçbir şekilde yapılamayan yasak
işlemler arasında yer alır.
Vasiliğe
atanma kararının kesinleşmesi üzerine, vasi ile vesayet makamının
görevlendireceği bir kişi tarafından hâkimin belirleyeceği süre
içinde ve talimatları doğrultusunda yönetilecek malvarlığının
Türk Medenî Kanununun 438 inci maddesi uyarınca defteri tutulur.
Deftere vesayet altındaki kişinin mallarının türü, adedi ve
tahmin edilen rayiç bedelleri sıra numarası altında yazılır.
Taşınmazların bulundukları yerler, sınırları, alanları,
özellikleri, tapu kayıtları ve bu mallar üzerindeki kısıtlamalar
gösterilir.
Vesayet
altındaki kişi ayırt etme gücüne sahipse, olanak bulunduğu
takdirde defter tutulurken hazır bulundurulur.
Vesayet
altındaki kişinin malvarlığı yoksa, aynı süre
içinde, durum vesayet makamına yazılı olarak bildirilir. Bu halde
defter tutulmaz.
Belirlenen
süre içinde defterin düzenlenmesine engel bir durum varsa, vesayet
makamından ek süre istenebilir. Vasinin ek süre istemi vesayet
makamınca uygun görüldüğü takdirde yeterli ek süre verilir.
Tutulan
defter belirlenen süre içinde iki örnek olarak vesayet makamına
verilir. Vesayet makamı, defterde yazılan malların iyi
tanımlanmadığını, değerlerinin takdirinde yanlışlık
yapıldığını veya eksik yazıldığını saptarsa, bunları
denetimi altında tamamlattırır veya düzelttirir. Vesayet makamı,
defterin usulune uygun ve doğru olarak düzenlendiği
kanısına varırsa bir örneğini onaylayarak vasiye verir, diğer
örneğini dosyasında saklar.
Belirlenen
süreler içinde defter tutulmaz veya tamamlanmazsa vasi, Türk
Medenî Kanununun 483 üncü maddesi hükümlerine göre vesayet
makamı tarafından görevinden alınır.
Hesap
raporu: Vesayet
makamı başka bir süre belirlememişse vasi, her yıl aralık
ayının son günündeki durumu gösterir bir hesap raporunu en geç
ocak ayının son gününe kadar vesayet makamına verir. Raporun bir
yıldan kısa sürelerle düzenlenmesine karar verilmesi halinde
vesayet makamı hesabın hangi güne kadar olan durumu göstereceğini
ve raporun en geç hangi tarihte verileceğini de kararında
belirtir.
Raporda
hesap devresi içinde malvarlığında meydana gelen değişiklikler
ile yapılan masraflar ve elde edilen gelirler ayrıntıları ile
gösterilir ve belgeleri rapora eklenir. Vesayet makamının bir
kararının yerine getirilmesi için yapılan işlemler varsa,
bunlara ait kararların tarihleri de raporda gösterilir.
Rapora,
vesayet altındaki kişinin mallarına ait hesapların yanısıra,
yaşam tarzına, yerleşim yerine ve meslekî eğitimine ilişkin
ayrıntılı bilgi de yazılır.
Hesap
raporunun incelenmesi ve onaylanması: Vesayet
makamı, hesap raporunu verildiği tarihten itibaren en geç bir ay
içinde iyi bir yönetimden beklenen özenin gösterilip
gösterilmediğini de dikkate alarak inceler ve hesap raporunda
eksiklik ya da yanlışlık gördüğü takdirde vasiye, hesapların
tamamlanması veya düzeltilmesi için uygun bir süre verir.
Vesayet
altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine
sahip ise, hesabın hâkim tarafından incelenmesi sırasında olanak
ölçüsünde hazır bulundurulur.
Vesayet
makamı, incelemesinin sonunda rapor ve hesapları kabul veya
reddeder. Gerektiğinde vesayet altındaki kişinin menfaatini
korumak için uygun önlemleri alır.
Vasi,
görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla vesayet altındaki
kişiye verdiği zarardan sorumludur.
Değerli
şeylerin saklanması: Vesayet
altındaki kişiye ait kıymetli evrak, değerli eşya, önemli belge
ve benzerleri, malvarlığının yönetimi bakımından bir
engel yoksa, vesayet makamının gözetimi altında güvenli
bir yere konur. Bunların saklanmasında ve yönetiminde bir engel
varsa gerektiğinde güvence alınarak vasiye de teslim edilebilir.
Bu eşyanın teslimine ilişkin tutanakta adetleri, nitelikleri ve
değerleri ayrı ayrı gösterilir.
Son
rapor ve kesin hesap: Türk
Medenî Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle görevi sona
eren vasi, görevinin sona ermesinden itibaren onbeş gün
içinde vesayet makamına vesayet altındaki kişinin malvarlığının
yönetimiyle ilgili son raporunu ve kesin hesabını verir.
Son
raporda, mal varlığı ile gelir ve giderin her kalemi niteliği
ayrı ayrı gösterilerek yazılır. Önceden verilmiş ve onaylanmış
rapor varsa, o rapordan sonraki gelir ve giderlerin rapora yazılması
ile yetinilir. Son rapora gelir ve giderlere ilişkin olarak hâkimin
verilmesini istediği belgeler de eklenir. Yol, yiyecek, giyecek gibi
giderlerin vesayet altındaki kişinin durumuna uygun olanlarından
belge istenmez.
Kesin
hesapta, son rapora ek olarak vasinin atandığı ve görevinin sona
erdiği tarihler itibarıyla mal varlığının gelir ve gider
toplamı ile gelir ve gider farkı ayrı ayrı gösterilir.
Vesayet
makamı onbeş gün içinde son raporu ve kesin hesabı
inceler, uygun bulursa onaylar, eksiklikler varsa bunların
tamamlanması için vasiye ek bir süre verir. Eksiklikler verilen
sürede tamamlandıktan sonra rapor ve kesin hesap vesayet makamınca
onaylanır. Son rapor ve kesin hesap onaylandıktan sonra malvarlığı
vesayet altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye teslim
edilir.
Verilen
süreye rağmen vasi tarafından son rapor ve kesin hesaptaki
eksiklikler tamamlanmaz veya önceden belirlenmiş olan süre içinde
vasi raporunu vermezse ya da vesayet makamı rapora göre vasinin
sorumlu olması gerektiği kanısına varırsa, son rapor ve kesin
hesabın reddi konusundaki kararını vasiye bildirir. Bu kararda
ehliyetini kazanmış ergin kişiye veya mirasçılarına ya da yeni
vasiye tazminat davası açma hakları bulunduğu da belirtir. Bu
tebliğde vasinin görevine son verildiği de belirtilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder