9 Aralık 2019 Pazartesi

Kafein ve Alzheimer

                                                      KAFEİN ve ALZHEİMER

Kafein, merkezi sinir sistemi üzerinde kısa süreli uyarıcı etkileri olduğu bilinmesine rağmen, biliş üzerindeki uzun vadeli etkileri çok belirgin değildir.

Son zamanlarda kafeininin, demans ve Alzheimer hastalığına karşı olası koruyucu etkileri büyük ilgi çekmektedir. Bu konudaki araştırmaların sonuçları tartışmalıdır. Ancak çoğu çalışma (5 üzerinden 3) kahvenin bilişsel gerileme, demans ve Alzheimer’e karşı olumlu etkilerini olduğunu destekliyor.

Kahve ve çay'ın bilişsel işlevsellik üzerinde özelliklerini araştıran diğer bir çalışma, çay içmenin bilişsel gerileme ve demansa karşı koruyucu etkilerinin belirgin olmadığı sonucuna varılmasına rağmen, orta yaşta günde 3-5 bardak kahve içmenin ise geç yaşamda demans ve Alzeimer oluşma riskinin ciddi oranında azaltdığını konusunda bulgular olduğundan bahseder. Bu çalışmada alınan sonuçların kafeinin antioksidan kapasiteyi arttırmasının yanı sıra artan insülin duyarlılığı gibi mekanizmaların da etkisi olduğu düşünülüyor.

Kahvenin çok sayıda yararlarının yanı sıra kafein içeriğinin kısa vadede uyanıklığı ve hafızayı iyileştirdiği düşünülmektedir. Bu özelliği ile kahve içmenin, demans ve Parkinson hastalıkları riskinin azalmasında faydası olduğunu gösteriyor. Bu konuda çalışma yapan Johnson Tıp Fakültesi'nde araştırmacılar, kahve çekirdeğinin kabuğunda bulunan bir madde olan Eicosanoyl-5-hydroxytryptamide (EHT) adlı bir yağ asidini belirlediler. Bu madde ile fareler üzerine yapılan çalışmalarda beyinlerini hastalığa karşı koruduğunu belirledi.

EHT, kafein ile eşleştirildiğinde, bileşiklerin kombinasyonunun, Parkinson hastalığı ve en sık görülen demans türlerinden Lewy vücut demansı ile ilişkili zararlı proteinlerin birikmesini önlemeye yardımcı olan bir katalizörün aktivitesini arttırdığını bulundu. Yalnız bu bulguları kesinleştirmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuldu konusunda dikkat çekiyorlar. EHT ve kafein de kahvede tek koruyucu bileşik değildir. Aynı zamanda, kahvenin işlenmesi sırasında oluşan kimyasal bileşikler olan bazı fenilin türevlerinin dejeneratif beyin hastalıklarıyla ilişkili proteinlerin büyümesini de engellediği ortaya çıkmıştır. Kahve ne kadar koyuysa, bilim adamları bu koruyucu bileşiklerin o kadar fazla olduğunu söylüyorlar.

Birçok ciddi çalışma, kafeinin beyindeki etkilerini inceleyerek kafeinin ruh halini, reaksiyonlara tepki süresini, hafızayı, dikkat ve genel beyin fonksiyonlarını geçici olarak iyileştirebileceğini ve fiziksel performansı arttırabileceğini kanıtlamıştır. Kafein, ayrıca merkezi sinir sistemi üzerindeki uyarıcı etkisinden dolayı, hem metabolizmayı yükseltir hem de yağ asitlerinin oksidasyonunu arttırır .

Prospektif çalışmalarda, kahve içenlerin Alzheimer ve demans olasılığı düşüktür. Bu çalışmaların çoğu, bir ömür boyu düzenli kahve tüketiminin, özellikle yaşlılarda, Alzheimer gelişmesi riskini azalttığını, ancak bazı çalışmaların farklı sonuçlar verdiğini göstermektedir. Bu çalışmalarda kahve tüketimini sevenlerin, kahve kullanmayanlara göre % 30 oranında Alzheimer hastalığı riskini azalttığı konusundaki sonuçlar kahve tüketiminin koruyucu bir etkisi olduğunu göstermesine rağmen bir kısım araştırmacılar ise bu çalışmaları çok güvenli bulmadılar.

2010 yılında yapılan bir inceleme, orta yaşta günlük 3-5 fincan kahve alımının, demans ve Alzheimer hastalığı riskini, düşük kahve içenlere kıyasla yaklaşık % 65 oranında azaltabileceğini göstermiştir. Bununla birlikte, bazı bulguların tutarsız olduğunu da vurgulamıştır.

2017 yılında ki başka bir araştırmada raporların ılımlı kahve tüketiminin, Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere yaygın nörodejeneratif koşullar için riskin azaltabileceği sonucuna varıldı. Bununla birlikte, yazarlar, çalışmalardaki metodolojik farklılıklar nedeniyle kesin sonuçlar elde etmenin zor olabileceği ve daha iyi yapılandırılmış araştırmaların gerekli olduğunu açıkladılar.

Çok sayıda hayvan çalışmasıda, kahve ve kafeinin Alzheimer hastalığı riski üzerindeki etkilerinin olumlu etki mekanizmalarına işaret ediyor.

Bir çalışmada, Alzheimer benzeri semptomlar geliştiren deney farelerinin içme suyuna ilave edilen kafein, öğrenme ve hafızayı geliştirdiği ve hafızanın depolandığı beyninin hipokampüs bölümünde zararlı maddelerin konsantrasyonunu azalttığı görüldü. Bir başka araştırma sonucunda sıçanlar tarafından uzun bir süre içme suyuna ilave edilen kafeinin beyin omurilik sıvısı (BOS) üretimini ve beyin kan akışını arttırdığı görüldü.
Birçok hayvan araştırması, kahvede bulunan trigonellinin nöro koruyucu özelliklere sahip olabileceğini ve hafıza tutulmasını iyileştirebileceğini öne sürmektedir.

İçme suyuyla birlikte farelere verilen kafeinin yapısında bulunan polifenol antioksidan ferulik asidin, beyni bilişsel eksikliklere karşı koruduğu, serebral korteksten asetilkolinin kaybını önlediği, iltihaplanmayı azalttığı bulunmuştur.
Kafein ve diğer kahve bileşikleri için de potansiyel olarak koruyucu bir rol öneren artan sayıda deneysel ve insani bilimsel çalışma vardır. Bununla birlikte, herhangi bir kesin sonuca varılmadan önce, hastalığa karşı aktif gibi görünen farklı kahve bileşiklerini ve etki mekanizmasını tanımlamayı amaçlayan daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Tüm çalışmaların ortak sonuçlarına göre kahvenin olası olumlu etkilerinin hastalık başlamadan önce kahve alışkanlığı olanlarda faydalı olduğunu, hastalık oluştuktan sonra ise kahve içmenin yararı olamayacağını görüşündedir.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Alzheimer ve demans

                                          Alzheimer ve demans                   Yazıılarımda Alzheimer hastalığını, buna neden olan ...