KAFEİN
ve ALZHEİMER
Kafein,
merkezi sinir sistemi üzerinde kısa
süreli uyarıcı etkileri olduğu bilinmesine rağmen, biliş
üzerindeki uzun vadeli etkileri çok belirgin değildir.
Son
zamanlarda kafeininin, demans ve Alzheimer hastalığına
karşı olası koruyucu etkileri büyük ilgi çekmektedir. Bu
konudaki araştırmaların sonuçları tartışmalıdır. Ancak
çoğu çalışma (5 üzerinden 3) kahvenin bilişsel gerileme,
demans ve Alzheimer’e karşı olumlu etkilerini olduğunu
destekliyor.
Kahve
ve çay'ın
bilişsel işlevsellik üzerinde özelliklerini araştıran diğer
bir çalışma, çay içmenin bilişsel gerileme ve demansa karşı
koruyucu etkilerinin belirgin olmadığı sonucuna varılmasına
rağmen, orta yaşta günde 3-5 bardak kahve içmenin ise geç
yaşamda demans ve Alzeimer oluşma riskinin ciddi oranında
azaltdığını konusunda bulgular olduğundan bahseder. Bu
çalışmada alınan sonuçların kafeinin antioksidan kapasiteyi
arttırmasının yanı sıra artan insülin duyarlılığı gibi
mekanizmaların da etkisi olduğu düşünülüyor.
Kahvenin
çok sayıda
yararlarının yanı sıra kafein içeriğinin kısa vadede
uyanıklığı ve hafızayı iyileştirdiği düşünülmektedir. Bu
özelliği ile kahve içmenin, demans ve Parkinson hastalıkları
riskinin azalmasında faydası olduğunu gösteriyor. Bu konuda
çalışma yapan Johnson Tıp Fakültesi'nde araştırmacılar, kahve
çekirdeğinin kabuğunda bulunan bir madde olan
Eicosanoyl-5-hydroxytryptamide (EHT) adlı bir yağ asidini
belirlediler. Bu madde ile fareler üzerine yapılan çalışmalarda
beyinlerini hastalığa karşı koruduğunu belirledi.
EHT,
kafein ile eşleştirildiğinde, bileşiklerin kombinasyonunun,
Parkinson hastalığı ve en sık görülen demans türlerinden Lewy
vücut demansı ile ilişkili zararlı proteinlerin birikmesini
önlemeye yardımcı olan bir katalizörün aktivitesini arttırdığını
bulundu. Yalnız bu bulguları kesinleştirmek için daha fazla
araştırmaya ihtiyaç duyuldu konusunda dikkat çekiyorlar. EHT ve
kafein de kahvede tek koruyucu bileşik değildir. Aynı zamanda,
kahvenin işlenmesi sırasında oluşan kimyasal bileşikler olan
bazı fenilin türevlerinin dejeneratif beyin hastalıklarıyla
ilişkili proteinlerin büyümesini de engellediği ortaya çıkmıştır.
Kahve ne kadar koyuysa, bilim adamları bu koruyucu bileşiklerin o
kadar fazla olduğunu söylüyorlar.
Birçok
ciddi çalışma,
kafeinin beyindeki etkilerini inceleyerek kafeinin ruh halini,
reaksiyonlara tepki süresini, hafızayı, dikkat ve genel beyin
fonksiyonlarını geçici olarak iyileştirebileceğini ve fiziksel
performansı arttırabileceğini kanıtlamıştır. Kafein, ayrıca
merkezi sinir sistemi üzerindeki uyarıcı etkisinden dolayı, hem
metabolizmayı yükseltir hem de yağ asitlerinin oksidasyonunu
arttırır .
Prospektif
çalışmalarda,
kahve içenlerin Alzheimer ve demans olasılığı düşüktür. Bu
çalışmaların çoğu, bir ömür boyu düzenli kahve tüketiminin,
özellikle yaşlılarda, Alzheimer gelişmesi riskini azalttığını,
ancak bazı çalışmaların farklı sonuçlar verdiğini
göstermektedir. Bu çalışmalarda kahve tüketimini sevenlerin,
kahve kullanmayanlara göre % 30 oranında Alzheimer hastalığı
riskini azalttığı konusundaki sonuçlar kahve tüketiminin
koruyucu bir etkisi olduğunu göstermesine rağmen bir kısım
araştırmacılar ise bu çalışmaları çok güvenli bulmadılar.
2010
yılında
yapılan bir inceleme, orta yaşta günlük 3-5 fincan kahve
alımının, demans ve Alzheimer hastalığı riskini, düşük kahve
içenlere kıyasla yaklaşık % 65 oranında azaltabileceğini
göstermiştir. Bununla birlikte, bazı bulguların tutarsız
olduğunu da vurgulamıştır.
2017
yılında
ki başka bir araştırmada raporların ılımlı kahve tüketiminin,
Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere yaygın nörodejeneratif
koşullar için riskin azaltabileceği sonucuna varıldı. Bununla
birlikte, yazarlar, çalışmalardaki metodolojik farklılıklar
nedeniyle kesin sonuçlar elde etmenin zor olabileceği ve daha iyi
yapılandırılmış araştırmaların gerekli olduğunu açıkladılar.
Çok
sayıda
hayvan çalışmasıda, kahve ve kafeinin Alzheimer hastalığı
riski üzerindeki etkilerinin olumlu etki mekanizmalarına işaret
ediyor.
Bir
çalışmada,
Alzheimer benzeri semptomlar geliştiren deney farelerinin içme
suyuna ilave edilen kafein, öğrenme ve hafızayı geliştirdiği ve
hafızanın depolandığı beyninin hipokampüs bölümünde
zararlı maddelerin konsantrasyonunu azalttığı görüldü. Bir
başka araştırma sonucunda sıçanlar tarafından uzun bir süre
içme suyuna ilave edilen kafeinin beyin omurilik sıvısı (BOS)
üretimini ve beyin kan akışını arttırdığı görüldü.
Birçok
hayvan araştırması, kahvede bulunan trigonellinin nöro koruyucu
özelliklere sahip olabileceğini ve hafıza tutulmasını
iyileştirebileceğini öne sürmektedir.
İçme
suyuyla birlikte farelere verilen kafeinin yapısında bulunan
polifenol antioksidan ferulik asidin, beyni bilişsel eksikliklere
karşı koruduğu, serebral korteksten asetilkolinin kaybını
önlediği, iltihaplanmayı azalttığı bulunmuştur.
Kafein
ve diğer
kahve bileşikleri için de potansiyel olarak koruyucu bir rol öneren
artan sayıda deneysel ve insani bilimsel çalışma vardır. Bununla
birlikte, herhangi bir kesin sonuca varılmadan önce, hastalığa
karşı aktif gibi görünen farklı kahve bileşiklerini ve etki
mekanizmasını tanımlamayı amaçlayan daha ileri çalışmalara
ihtiyaç vardır.
Tüm
çalışmaların
ortak sonuçlarına göre kahvenin olası olumlu etkilerinin hastalık
başlamadan önce kahve alışkanlığı olanlarda faydalı olduğunu,
hastalık oluştuktan sonra ise kahve içmenin yararı olamayacağını
görüşündedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder